![]() |
Ülküdaşımız 1953 yılında Yeşilyuva'da doğdu. Dört çocuklu ailenin en büyüğüdür. Ailenin ilk çocuğu olması sebebiyle çok sevilmiştir. Fakat ailenin o zamanki geçim sıkıntısı sebebiyle zorluklarla büyümüştür.
İlkokulu kasabada okuduktan sonra, Denizli Erkek sanat Okulu'na gitmiş, orada halasının yanında öğrenim görmüştür. Ortaokulu bitirdikten sonra Denizli Lisesine kayıt yaptırmıştır. Ülkücülükle tanışması da lise yıllarında olmuştur. Büyüklerinden dinledikleri, kendi okudukları, yaşadıkları olaylar ve ailesinin muhafazakar bir gelenekten gelmesi ülkücülüğü benimsemesine etken olmuştur. Her türlü kitabı ayrım yapmadan okur ve özümlerdi. En iyi mücadelenin fikir yoluyla olacağını söylerdi. Kaba kuvvetle hiç bir şeyin hallolamayacağını, aksine sorunlar doğuracağını söylerdi.
1971- 1972 öğretim yılında Denizli Lisesi'nden mezun olup Karadeniz Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği Bölümü'nü kazanıp kaydını yaptırdı. Üniversite yıllarında ülkücü hareketin içine daha fazla girmiş ve bu hareketin çeşitli kademelerinde görev almış, seminerlere katılmış, seminerler vermiştir.
Fakülteyi bitirdikten sonra bir sene daha devam etmiş ve 1976-77 yılında matematik mühendisi olarak mezun olmuştur. Ayrıca İngiltere'ye doktora yapmak üzere gitmiştir.
1977 yılı Nisan ayında O.D.T.Ü. Bilgi İşlem Merkezi'nde çalışmaya başladı. Burası O yıllarda Türkiye'nin en büyük bilgi işlem merkezi idi. Fakat her nedense sürekli arızalı idi. Arkadaşları ile burayı çalışır hale getirdiler. Diğer yandan Kasabada Eylül ayında yapılacak düğün hazırlıkları devam ediyordu. Zaman zaman kasabaya geliyordu. Son gelişinde olacaklardan haberli gibiydi." Önümüzdeki bir ayı da atlatırsak düzlüğe çıkarız " dedi. Söylediğinde aylardan Temmuz idi.
4 Ağustos 1977 gününe gelindiğinde, mesai bitiminde servis otobüsü ile işten çıkmış, arkadaşları ile birlikte Ankara- Bahçelievler'deki evine gitmek üzere otobüsten indiğinde polis elbiseli kişiler yanına yaklaşıp kimlik kontrolu adı altında hedef tesbiti yaptıktan sonra diğer grup silahlarını çekip o kahpe emellerine ulaşmışlardır.
Üç yiğit, üç bayrak sevdalısı, üç vatan sevdalısı genç toprağa düşüyordu.(Diğer ikisi Muhittin CANLIER ve Remzi KÜTÜKÇÜ) Halbuki rahmetli sağlığında "biz eli silah tutan değil, kalem tutan gençler yetiştireceğiz" diyordu.
ŞEHİDİMİZİN VE BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZİN RUHLARI ŞAD OLSUN
geri dön